Boşanma Davaları

Boşanma Davaları

Boşanma davaları, evlilik birliğinin temelden sarsılması, tarafların ortak hayatı sürdüremeyecek duruma gelmesi veya kanunda sayılan özel sebeplerin ortaya çıkması halinde başvurulan dava türleridir. Türk Medeni Kanunu’nda hem genel hem de özel boşanma nedenleri düzenlenmiş olup, her biri farklı ispat koşullarına ve hukuki sonuçlara sahiptir. Bu sayfada, boşanma davası türleri, süreç içerisindeki haklar ve uygulamada dikkat edilmesi gereken noktalar detaylı olarak ele alınmaktadır.

1. ANLAŞMALI BOŞANMA

Anlaşmalı boşanma, tarafların boşanmanın tüm sonuçları üzerinde uzlaşması ve bu iradelerini mahkemede birlikte beyan etmeleriyle gerçekleşen en hızlı ve en pratik boşanma yoludur.

✔ Anlaşmalı boşanmanın şartları:
  • Evlilik en az 1 yıl sürmüş olmalıdır.
  • Taraflar bizzat duruşmaya katılmalıdır.
  • Nafaka, velayet, mal paylaşımı gibi tüm konularda anlaşılmış olmalıdır.
  • Boşanma protokolü hazırlanmış ve imzalanmış olmalıdır.
✔ Süreç:

Başvuru → duruşma → protokol onayı → karar → kesinleşme

Genellikle tek celsede sonuçlanan bir işlemdir.

Anlaşmalı Boşanmanın Hukuki Dayanağı (TMK m. 166/3)

Türk Medeni Kanunu’nun 166/3. maddesi anlaşmalı boşanmanın hukuki temelini oluşturmaktadır. Madde metni şu şekildedir:

“Evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması veya bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi hâlinde, evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Bu hâlde boşanma kararı verilebilmesi için hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Hâkim, tarafların iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmişse tarafların anlaşmasının onaylanması suretiyle boşanmaya hükmeder.”

Anlaşmalı Boşanma Davasında Protokol Nasıl Hazırlanmalıdır?

Anlaşmalı boşanma davasının en önemli unsuru, tarafların boşanmanın tüm sonuçları üzerinde tam ve açık bir şekilde anlaşmış olmalarıdır. Bu anlaşma, yazılı bir protokol hâline getirilir ve mahkemeye sunulur. Hakim, tarafları duruşmada bizzat dinleyerek protokolde yer alan düzenlemeleri uygun bulduğu takdirde boşanmaya hükmeder. Bu nedenle protokolün açık, net ve eksiksiz hazırlanması büyük önem taşır.

Anlaşmalı boşanma protokolü uygulamada üç nüsha olarak hazırlanır. Bu nüshalardan iki tanesi eşlerde kalır, diğer nüsha ise boşanma davası açılırken mahkemeye sunulur.

Protokol, öncelikle tarafların kimlik ve adres bilgilerinin yer aldığı bir giriş bölümüyle başlamalıdır. Eşler bu bölümde, özgür iradeleriyle anlaşmalı olarak boşanmak istediklerini beyan ederler.

Çocukların bulunduğu evliliklerde velayet düzenlemesi protokolün en kritik bölümlerinden biridir. Çocuğun velayetinin hangi ebeveynde kalacağı, diğer ebeveyn ile kişisel görüşme gün ve saatleri, bayram ve tatil dönemlerine ilişkin düzenleme ayrıntılı şekilde yazılmalıdır. Hakim bu konularda çocuğun üstün yararı ilkesini esas alır.

Nafaka konusunda tarafların mutabakata vardıkları hususlar protokolde açıkça belirtilmelidir. İştirak nafakası, yoksulluk nafakası veya tedbir nafakası ödenecekse tutar, ödeme şekli ve ödeme zamanı net bir şekilde düzenlenmelidir. Nafaka talep edilmiyorsa bunun da ayrıca ifade edilmesi gerekir.

Evlilik süresince edinilen malların paylaşımı da protokolde yer alması gereken önemli konulardan biridir. Taşınmaz mallar, taşıtlar, banka hesapları, ziynet eşyaları ve diğer malvarlıklarının taraflar arasında nasıl paylaştırıldığı açık şekilde yazılmalıdır. Taraflardan biri katkı payı veya değer artış payı talebinde bulunmayacaksa bunun açıkça belirtilmesi olası uyuşmazlıkları önler.

Tazminat konusunda anlaşma sağlanmışsa, maddi veya manevi tazminatın tutarı ve ödeme şartları protokolde yer almalıdır. Tazminat talebi yoksa bu durum da açıkça ifade edilmelidir.

Boşanma sonrası soyadı kullanımı, protokolde ayrıca düzenlenmesi gereken konular arasındadır. Kadının evlilik soyadını kullanmaya devam edip etmeyeceği veya kızlık soyadına dönüp dönmeyeceği belirtilmelidir.

Taraflara ait kişisel eşyaların ve ortak ev eşyalarının paylaşımı hakkında anlaşmaya varılmışsa bu hususlar da protokole eklenebilir. Bu düzenleme ileride doğabilecek anlaşmazlıkların önüne geçer.

Son olarak, yargılama giderleri ve vekâlet ücretlerinin nasıl karşılanacağı açıkça belirtilmelidir. Protokolün sonunda tarafların imzaları yer almalı ve imzaların serbest iradeyle atıldığı açıkça anlaşılmalıdır.

Mahkeme, protokolü onaylamadan önce tarafların duruşmada iradelerini doğrulamasını şart koşar. Bu nedenle protokolde yazılan her hususun duruşmada da aynı şekilde beyan edilmesi gerekir.

Anlaşmalı Boşanma Dilekçesini Kim Yazar?

Anlaşmalı boşanma dilekçesi, çoğunlukla boşanmak isteyen eş tarafından hazırlanır ve mahkemeye sunulur. Taraflar birlikte hareket ettikleri için dilekçeyi eşlerden biri hazırlayıp imzalayabilir veya her iki eş ortak şekilde düzenleyebilir. Her ne kadar dilekçe taraflarca hazırlanabiliyor olsa da, sürecin hatasız ve tek celsede sonuçlanabilmesi için bir avukat tarafından hazırlanması her zaman daha sağlıklı bir yöntemdir.

Anlaşmalı Boşanma Dilekçesi Örneği

……….NÖBETÇİ AİLE MAHKEMESİNE

DAVACI: İsim-Soyisim, T.C Kimlik Numarası, Adres

VEKİLİ:

DAVALI: İsim-Soyisim, T.C Kimlik Numarası, Adres

KONU: Evlilik birliğinin temelden sarsılması nedeniyle anlaşmalı boşanma talebimizden ibarettir.

AÇIKLAMALAR:

Taraflar …/…/…. tarihinden beri evlilik birliğini sürdürmektedirler. Fakat taraflar artık, evlilik birliğini sürdürme konusunda iradelerini kaybetmiş, ortak hayatı devam ettiremeyecek duruma gelmişlerdir.

Taraflar boşanmanın tüm hukuki sonuçları üzerinde mutabakata varmış olup, bu kapsamda …/…/…. tarihinde hazırlanan ve taraflarca imzalanan “Anlaşmalı Boşanma Protokolü” işbu dilekçenin ekinde mahkemeye sunulmaktadır.(EK1)

Yukarıda detaylıca açıklanan tüm nedenler ile taraflar için uzun zaman önce fiilen bitmiş olan evliliğin hukuken de sona ermesi için işbu davayı açma zarureti hasıl olmuştur.

HUKUKİ SEBEPLER: Türk Medeni Kanununun 166. maddesi, HMK ve ilgili kanun hükümleri.

HUKUKİ DELİLLER: Nüfus Kayıt Örneği, Anlaşmalı Boşanma Protokolü, Her Türlü Yasal Delil

SONUÇ VE TALEP: Yukarıda açıklanan sebeplerle; tarafların TMK m. 166/3 uyarınca anlaşmalı olarak boşanmalarına, sunulan protokolün uygun bulunarak karar hükmüne alınmasına karar verilmesini arz ve talep ederim.

DAVACI VEKİLİ

Av.Pelin SUİÇMEZ

EKLER

1-ANLAŞMA BOŞANMA PROTOKOLÜ

2.ÇEKİŞMELİ BOŞANMA DAVASI

Çekişmeli boşanma davası, eşlerin boşanma kararı veya boşanmanın sonuçları konusunda anlaşamadıkları durumlarda açılan boşanma türüdür. Tarafların birlikte hareket etmemesi, kusur iddialarının bulunması, mal paylaşımı, nafaka, tazminat veya velayet gibi konularda uyuşmazlık yaşanması hâlinde süreç çekişmeli boşanma davası olarak yürütülür.

Anlaşmalı boşanmanın aksine, çekişmeli boşanma davalarında taraflar boşanmanın nedenlerini, kusur iddialarını ve tüm taleplerini delillerle ispatlamak zorundadır. Bu nedenle çekişmeli boşanma, hem hukuki hem de duygusal açıdan daha uzun ve teknik bir süreçtir.

Çekişmeli Boşanma Sebepleri

Türk Medeni Kanunu’nda çekişmeli boşanma için hem özel hem de genel sebepler öngörülmüştür. Bunlar arasında zina, hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış, terk, akıl hastalığı gibi özel nedenler ile evlilik birliğinin temelinden sarsılması gibi genel nedenler bulunmaktadır. Davayı açan taraf, ileri sürdüğü sebebi uygun delillerle ispatlamakla yükümlüdür. Çekişmeli boşanma dava sebepleri genel ve özel sebepler olmak üzere ikiye ayrılır.

Genel boşanma sebebi, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasıdır. Eşler arasındaki anlaşmazlıkların ortak hayatı sürdürmeyi imkânsız hâle getirmesi durumunda bu sebebe dayanılarak boşanma davası açılabilir. Bu kapsam geniş bir değerlendirme gerektirir ve hâkim evlilik birliğinin gerçekten sürdürülemez hâle gelip gelmediğini tüm dosya üzerinden inceler.

Özel boşanma sebepleri ise kanunda sınırlı olarak sayılan belirli olaylara dayanır. Zina, hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış, suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme, terk ve akıl hastalığı bu kapsamda yer alan durumlardır. Özel boşanma sebeplerine dayanılarak açılan davalarda, bu olayların gerçekleştiğinin açık ve somut delillerle ispatlanması gerekir.

Çekişmeli Boşanma Davası Hangi Mahkemede Açılır?

Çekişmeli boşanma davası eşlerin son 6 ay içinde ikamet ettikleri yer Aile Mahkemesi’nde açılmalıdır. Aile Mahkemesinin bulunmadığı yerlerde dava Asliye Mahkemesi’nde açılmalıdır.

Çekişmeli Boşanma Dilekçesi Örneği

……….NÖBETÇİ AİLE MAHKEMESİNE

DAVACI: İsim-Soyisim, T.C Kimlik Numarası, Adres

VEKİLİ:

DAVALI: İsim-Soyisim, T.C Kimlik Numarası, Adres

KONU:

1) Evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle evliliğin devam edemeyecek bir hal
alması,
2) Davalı ile müşterek olan çocuğun velayetinin, mahkeme tarafından davacıya verilmesi,
3) Dava süresince davacının yanında yaşayan müşterek çocuk için 4.000,00.TL tedbir
nafakası, karar kesinleştikten sonra da her ay için iştirak nafakasının davacıya verilmesi,
4) Davalının, davacı lehine 100.000,00.-TL maddi, 100.000,00 TL manevi tazminata
hükmetmesinin istemidir.

AÇIKLAMALAR:

Taraflar …/…/…. tarihinde evlenmiş olup evlilik birliği taraflar arasındaki ciddi geçimsizlik, sürekli tartışmalar, iletişim kopukluğu ve güven ilişkisinin sarsılması gibi nedenlerle ortak hayatın sürdürülmesini imkânsız hale getirmiştir. Evlilik birliği fiilen sona ermiştir.

Davalı taraf, evlilik birliğinin gerektirdiği sorumlulukları yerine getirmemiş; davacıya karşı hakaret, psikolojik baskı ve kötü muamele içeren davranışlarda bulunmuştur. Bu durum davacının onurunu zedelemiş ve evlilik birliğini sürdürülemez hale getirmiştir. Taraflar arasında yaşanan olaylar tüm delilleriyle dava dosyasında sunulacaktır.

Taraflar eğitim gördükleri fakültede 1998 yılında tanışıp ihtisas süresi nedeniyle uzun süre nişanlı kaldıktan sonra evlenmişlerdir. Uzun süren nişan sürecinde davalının
ailesinin garip ve hayatın olağan akışına aykırı örf ve adetleri olmasına rağmen davacı müvekkil, davalının o dönemki sevgi ve saygısına istinaden duygusal yoğunlukları
nedeniyle birçok şeyi görmezden gelip, mevcut problemlerin de evlilik birliği içerisinde düzelebileceği inancıyla evlenme kararı almışlardır. Boşanma davasının
davacısı konumdaki eş, evliliğin getirdiği bütün sorumlulukları yerine getirmiş fakat bütün bunlara rağmen davalının tavır ve hareketlerinde herhangi bir iyileşme meydana gelmemiştir. Aksine, evliliğin sona ermesi noktasına gelmesinde büyük çabalar sarf etmiştir. Tahammül noktasının çok üzerinde hareketler sergileyerek ortak yaşamı çekilmez bir hale sokmuştur. Yalnızca bunlarla yetinmeyip davacının onur ve kişiliğine yönelik çok ağır sözler sarf etmiştir.

    Davalının zaman içerisinde olumsuz tutumları artarak artık hakaret boyutuna ulaşmıştır. …/…/…. tarihinde eşler arasında çıkan tartışma sırasında davalı; ’’Dombili oldun, kendine hiç bakmıyorsun. Varsa yoksa çocukların. Madem işin çoktu, …………’ yı doğurmasaydın. Ben mi dedim sana doğur diye. Gencim, gücüm kuvvetim yerinde, elbette senden iyisini hak ediyorum. Ter kokuyorsun ama sürekli titizim diyerek geziyorsun. Sevmiyorum seni.’’ diyerek evi terk etmiştir. Davalının bu yaklaşımları güven sarsıcı tavırlarını aşıp artık sadakat yükümlülüğüne aykırı davranış sergileyerek hakaret boyutuna ulaşmıştır. TMK 166-162. maddelerinde düzenlendiği şekilde; davalı yanın pek kötü davranışları ve ağır derecede onur kırıcı söz ve davranışlar sarf etmesiyle evlilik birliği temelinden sarsılmış olup, boşanma davasının gerekliliği icap etmiştir. Aşağıda verilen bu Yargıtay kararlarında da bu husus açıkça belirtilmiştir.

    …Yapılan soruşturma, toplanan delillerle kocanın eşinin kilosuyla alay ettiği ve onu tehdit ettiği anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, boşanmaya karar verilecek yerde (TMK. md. 166/1 ) , yetersiz gerekçe ile boşanma davasının reddi doğru bulunmamıştır.” Y2HD.22.11.2006,84-17.

    “…Yapılan soruşturma, toplanan delillerle davalının davacıya “şişko, bana yakışmıyorsun” diye hakaret ettiği anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı
    temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, boşanmaya (TMK. md. 166/l) karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile davanın reddi doğru bulunmamıştır.” Y2HD, 06.10.2005, 12-15

    Tarafların ortak çocukları …/…/…. doğumlu …….’dır. Davacı taraf , müşterek çocukla fiilen birlikte yaşamakta olup, çocuğun tüm temel ihtiyaçları davacı tarafından karşılanmaktadır. Çocuğun üstün yararı gereği velayetin davacı üzerinde bırakılması zorunludur.

    Scroll to Top